Solomon R. Guggenheim Müzesi:           New York Silüetinin Ezber Bozan Yapısı

Solomon R. Guggenheim Müzesi: New York Silüetinin Ezber Bozan Yapısı

Mayıs 10, 2021 0 Yazar: Ömer Uslu

Herkese merhaba! Bugün sizlere New York’da bulunan sıradışı bir müzeyi anlatacağım. Müzeyi anlatmaya başlamadan önce biraz mimarından bahsedeceğim, aslında dünyaca ünlü mimarı mimarlık öğrencilerinden tanımayan yoktur. Gelelim modern mimarlık tarihinin en önemli mimarı olan Frank Lloyd Wright’a:

Frank Lloyd Wright, 8 Haziran 1867’de Wisconsin, ABD’de dünyaya gelmiştir. Ailesinin geçim sıkıntısı nedeniyle lise eğitimini yarıda bırakarak Wisconsin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı tasarımcı ve mühendis Allan Conover’in yanında yarı zamanlı çalışmaya başladı ve bir yandan da aynı fakültede özel öğrenci olarak teknik resim ve matematik dersleri aldı. 1887’de evden ayrılıp teknik ressam olarak çalışmak üzere Chicago’ya gitti. Ünlü mimar Joseph Lyman Silsbee’nin yanında birkaç ay çalıştı ve konut mimarlığı ile ilgili bilgiler öğrendi. Ardından Adler-Sullivan bürosunda yardımcı mimar olarak işe girdi. Şikago Okulu’nun en ünlü mimarı Louis Sullivan’a bağlı çalıştı. Ev tasarlamadaki başarısı ile öne çıkan Wright, dışarıya da iş yaptığının anlaşılması üzerine 1893’te Adler-Sullivan’daki işinden ayrılıp Oak Park’ta kendi ofisini kurdu.

Kendi atölyesinde 1893-1894 yılları arasında tasarladığı Winslow evi çok beğenildi. Tasarımın başarısı nedeniyle akademik çalışma yapmak üzere altı aylığına tüm masrafları karşılanarak Paris’e ve Roma’ya gitme teklifi aldı ancak teklifi kabul etmemesinin nedenini ünlü mimar Eski Yunan ve Roma’ya dönmenin “bugün”ün ve “doğru”nun tam zıddı olduğunu, modernin “buranın” ve “şimdi”nin sorusu olduğunu söyleyerek açıklamıştır.1935’ de tasarladığı Şelale Evi günümüzde en bilinen tasarımlarındandır.

Wright’ın en son ve en ünlü eseri ve bloğumuzun asıl konusu olan Guggenheim Müzesini gelin yakından inceleyelim.

Solomon R. Guggenheim Müzesi New York’un en ikonik yapılarından bir tanesidir. F.L. Wright öldükten 6 ay sonra kapılarını açan Guggenheim Müzesi bu bakımdan F.L. Wright’ın en uzun süren projelerinden bir tanesidir. Wright müzeyi tasarlarken New York’un alışık olduğumuz dikdörtgen, katı mimarisinden farklı bir dil üreterek organik ve kıvrımlı bir yapı tasarlamıştır. Kuşkusuz bu radikal değişim bugün bile müzenin hala Manhattan sokaklarının ikonik eserlerinden biri olmasını sağlamıştır. Bu sayede hem bölge insanı hem de turistlerin her daim dikkatini çekmeyi başarmıştır.

Guggenheim Müzesinin dış cephesi gökyüzüne doğru kıvrılarak yükselen betonarme silindirden oluşuyor. Müzenin içerisinde ve dışarısında farklı bir atmosfer yaratan bu kıvrım Wright’ın ‘’Devamlı bir zemin üzerinde, tek bir mekan’’ fikri ile ortaya çıkmıştır. Müze içerisine adım attığımızda etrafını dönen bir merdivenden oluşan 28 metre yüksekliğe sahip genişçe bir galeri karşılamakta, galerinin üstünü cam bir kubbe örtmektedir. Bu şekilde mekan doğal ışık ile aydınlanmaktadır.

Sanatçıların tablolarını tıpkı şövaleye yasladığı gibi müze duvarlarına yaslamasını isteyen Frank Lyold Wright bu fikrini müze tasarımına yansıtmıştır. Bu tasarım eserleri asmakta zorlandıkları ve müzenin tasarımı sergilenecek eserlerin önüne geçtiği gerekçesiyle açılış öncesi 21 sanatçıdan oluşan bir grup çalışmalarının böyle bir mekanda sergilenmesini istemediklerini bildiren bir protesto mektubuna imza atmıştır.

Guggenheim Müzesi 1992 senesinde dikdörtgen bir kule ile genişletilmiş ancak bu da New York için bir simge haline gelen yapının orijinal görünümünü bozduğu gerekçesiyle büyük tartışmalar yaratmıştır. Solomon R. Guggenheim Vakfı’nın halihazırdaki başkanı Thomas Krens dahi yapının kendisini “müzenin sanat koleksiyonu içindeki en önemli eser” olarak tanımlayarak önemini belirtmiştir. Müze 2007 yılında dış cephenin yenilenmesi ve taşıyıcılarının sağlamlaştırılması amacıyla geniş çaplı bir restorasyona alınmıştır.

Müze dünyanın en kapsamlı ve geniş çağdaş sanat koleksiyonuna sahip olmanın yanı sıra yeni dünyanın sayılı sanat kütüphaneleri ve arşivlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Kütüphane Modern sanat ve günümüz sanatı, mimarisi ve her tür tasarım alanı konularına adanmış ve ayrıca müzenin uluslararası koleksiyon ve sergilerindeki eserlere yoğunlaşan geniş bir kaynak yelpazesi içermektedir. Arşiv departmanı müzenin tarihine, sergilerine ve koleksiyonlarına ışık tutan birinci-el dokümanları içermektedir.

‘’Bulunduğu yerde büyümek, topraktan çıkıp ışığa doğru yükselmek organik binaların hepsinin doğasındadır – tek başına toprak, her zaman binanın en önemli tamamlayıcı unsurunu oluşturur”

Frank Lloyd Wright