BAUHAUS 101:                              TASARIMDA OLAĞANÜSTÜ BİR AKIM

BAUHAUS 101: TASARIMDA OLAĞANÜSTÜ BİR AKIM

Mayıs 20, 2021 0 Yazar: Ömer Uslu

Mimarlık, tasarım dünyası ve eğitimi üzerinde çok büyük etkilere sebep olan Bauhaus okulu Walter Gropius yönetiminde 1919 yılında Weimar’da kuruldu. Sadece 14 yıl faaliyet göstermesine rağmen çok büyük yankı uyandırmıştır. Kurulduğu zaman dünyanın en seçkin ve çağdaş mimarlarını, sanatçılarını bir araya getirerek yalnızca bir eğitim kurumu yaratmamış, aynı zamanda bir üretim merkezi ve tüm bunların konuşulup tartışıldığı bir yer haline gelmiştir.

Bauhaus Nedir ?

  • Bauhaus mimaride olduğu kadar endüstriyel tasarım ve şehir planlama gibi konularda yenilikler getirmiş, yeni bir mimari akım yaratarak, sanatın tüm dallarını etkilemiştir.
  • Bauhaus’un en temelinde sanatsal ve uygulamalı öğretim yatıyordu. Her öğrenci kendi seçtiği workshopa katılıp bitirdikten sonra, mecburi hazırlık kursunu tamamlamak zorundaydı. Böylelikle temel zanaat bilgisi, tasarım parametreleri ve uygulama bir araya getirilmişti.
  • Bauhaus’un kuruluşundaki ilk hedef kombine bir mimarlık okulu, zanaat okulu ve güzel sanatlar akademisi yaratmaktı. Savaş sonrası Gropius’a göre yeni bir mimari stil başlamalıydı. Daha fonksiyonel, ucuz ve kalıcı ürünlerin üretildiği bir stil. Böylece Gropius sanat ve zanaatı birleştirerek, fonksiyonel ve sanatsal ürünler yaratmak istiyordu.
  • Bauhaus’a göre mimarlık, ressamlık, heykeltıraşlık ve zanaatkârlık iç içe olmalıydı. Walter Gropius; sanatçıyı, zanaatkarın yücesi olarak görürdü.
  • Makina Bauhausçular tarafından pozitif bir eleman olarak değerlendiriliyordu. Bu sebeple endüstri ürünleri tasarımına da önem veriyorlardı.
  • Temel tasarım dersi fikri ilk burada oluşmuş ve günümüzde dünyadaki çoğu mimarlık okullarınca benimsenmiştir.
  • Bauhaus’ta nesnel yaklaşım benimsenmişti. Okula gelen öğrencilerin öğretmenlerini, birini ya da bir stili taklit etmeleri yerine kendi yollarını bulmaya teşvik ediyorlardı.

BAUHAUS’TA MiMARLIK                                                        

Bütün sanatların birleşmiş olduğu en temel nokta binalardır düşüncesinde olan Bauhaus Sanat Akımı Okulunun Weimar şehrindeki ilk zamanlarında dersler kısa zaman diliminde Adolf Mayer tarafından verilmekte idi. Bauhaus Sanat Akımı Okulunun workshopları ise Gropius’un kendi ofisinde gerçekleştiriliyor idi. Burada zamanla yeni bir mimarlık stili yaratılmasının yanında, yeni yaşama biçimlerinin de gelişmesi sağlanmıştır.

1927’de Walter Gropius, Hannes Meyer’a mimarlık bölümünün başına geçmesini teklif etti. Hannes Meyer içinde tasarım, yapı, planlama, şehir tasarımı ve teknik ressamlığın bulunduğu bir eğitim sistemi oluşturmuştur. 1930’dan 1933’e kadar Ludwig Mies Van der Rohe başkanlığa geldi. Mies Van der Rohe’ye göre bir öğrencinin Bauhaus’a kabul edilebilmesi için önceden bir takım dersleri almış ve belirli bir yetkinliğe ulaşmış olması gerekiyordu. Böylelikle Mies Van der Rohe, bu özel eğitim kurumunu doktora düzeyinde eğitim verebilen bir okul haline getirdi.

Bauhaus’taki ilk öğretmenler sanatçılardı. Modern resimle ilgili sonsuz sayıda fikir üretildi. Wassily Kandinsky, Paul Klee ve diğer ekol sanatçıları resimlerin geleneksel kavramından uzaklaşarak, soyutlamaya ve sanatsal tasarımın teorilerini ve yasalarını analiz etmeye yöneldiler.

Modernist dönemde biçimlenmiş olan Bauhaus da tarihin en çok bilinen ve kolay tanınan mimari akımlarından biridir. O dönem aşırı popüler olan burjuva üslubunun reddine dayanan bu akım, pratik, dürüst ve çağdaş tasarım anlayışı sayesinde zaman içinde müthiş bir popüleriteye kavuştu. Modern mimari ve mobilya tasarımının birçok ünlü örneği de bu dönemde doğdu. Yine tasarım deyince ilk akla gelen ve tüm dünyada bilinen sloganlardan biri olan ‘Biçim işlevi takip eder’ anlayışı da bu dönemin ürünüdür.